Premier Lig 28. hafta notları

Premier Lig’de heyecan devam ederken Lig Kupası Finali ve FA Cup 5.tur karşılaşmaları nedeniyle bazı takımların mücadeleleri ertelendi. City A.Villa karşısında aldığı 2-1’lik galibiyetle kupayı müzesine göztürdü. Pep Guardiola ile Manchester City; 3 Lig Kupası, 1 Federasyon Kupası, 2 Premier Lig Şampiyonluğu ve 2 Community Shield kazandı.

Norwich 1-0 Leicester 

Norwich menajeri Daniel Farke’nin öğrencileri sahanın iki tarafında da hızlı oynarak ve Jamal Lewis’in bitiriciliği sahadan galibiyetle ayrıldı.  Son 3 maçtır hücum bölgesinde vuruş kalitesini kaybeden Leicester City, Brendan Rodgers yönetiminde 3 maçtır gol atamıyor. Toplamda 42 şut çeken Leicester gol orucunu bozabilmiş değil. Son 4 maçta oyunun özellikle son bölümlerinde yaşanan rakibe geniş alan verme problemi bu karşılaşmada da Leicester’ın puan kaybetmesine neden oldu. Norwich ise bu sezon iç sahada taraftarını mutlu edebildiği kadar mutlu edip EPL’ye en güzel şekilde veda eden hikayesini devam ettiriyor.

West Ham 3-1 Southampton

West Ham geçen hafta Liverpool karşısında göstermiş olduğu performansla seri galibiyetlerin yakın olduğu mesajını bizlere vermişti. Soton karşısında maça hızlı başlayan Londra ekibi Bednarek ve Stephens’in arkasında attığı derin toplarla rakibinin savunmasını aşındırdı. Jarrod Bowen’ın kusursuza yakın oyunu ve Antonio’nun süreti ile bütünleşince Southampton bekleri oyundan düştü ve West Ham hem merkezden hem kanattan yaptığı ataklarla karşılaşmada 3 gol buldu. Southampton menajeri Ralph Hasenhüttl’ın Danny Ings’i yedekler arasında oturtması maç başında bizleri şaşırtsa da Obafemi fırsatçılığı ve süratiyle Soton’un skor yapmasını sağladı. Karşılaşmada her iki takımında daha çok kanatlardan hücum etme istediği West Ham’ın 5/23 Soton’un ise 7/29 orta istatistiği ile oynamasına neden oldu. West Ham’da bu sonuçla 7 maç sonra galibiyetle tekrar tanışmış oldu.

Bournemouth 2-2 Chelsea 

Chelsea’nin bu maç özelindeki en büyük problemi 2.bölgeden 3.bölgeye topu merkezden taşınamayan toplardı. Lerma-Cook-Billing’in baskısı oyunu daha çok stoperlere ve Kovacic’e kurdurdu ve özellikle ikinci yarıda Bournemouth bu baskıdan çokça pozisyon buldu. Hatta 2.gol bu baskıdan geldi ve King takımını 2-1 öne geçirdi.  Chelsea attığı ilk golde Kovacic ve James’in sağ kanattan organize ettiği geçiş oyunuyla golü buldu. Bu golde full-back’lerin pozisyonu sonuna kadar götürmelerinin ve takip etmelerinin ne kadar önemli olduğunu gördük. James sağ kanattan ortayı yaptığında ön direkte forvet beklenen kalitede bir vuruş yapamayınca sol tarafın hakimi Alonso pozisyon takibiyle golü takımına armağan etti. Alonso’nun bir asisti ofsayt gerekçesiyle VAR tarafında iptal edilse de maçın sonunda yine arka direk golcusu olarak bir takip golü attı ve takımına 1 puanı armağan etti. Chelsea  %73’le topa sahip olduğu 17 şutta 6 isabet bulduğu Bournemouth karşısında 1 puana razı oldu. Chelsea’nın istikrarlı gol atan bir santraforunun olmaması bu sezon Lampard’a çok puan kaybettirdi.

Tottenham 2-3 Wolwes

Bu sezon ki en tempolu karşılaşmalardan biri olarak görebiliriz bu maçı. Her iki takımında geniş alanda oynama isteği maçın temposunu öyle bir noktaya çıkardı ki  55.dakika sonrasında ekran başındaki biz futbol severlerin gözleri bu tempoya dayanamadı. Tottenham maç boyunca savunmanın bireysel hatalarını kovalayarak gol bulma çabası içinde oldu ve bu noktada ilk yarıda istediğini aldı. Ev sahibi ekip soyunma odasında 2-1’lik skorla önde girdi. Alli’nin forvet pozisyonunda oynaması oyunu hareketlendirse de hücumlara geçişlerde Aurier, Celso, Winks ve Davies ilerideki 3’lüyle aradaki mesafeyi daraltamayınca Wolwes yaptığı presle Jota-Jimenez-Traore ile oyunu domine etmeye başladı. Tek pasla hücuma çıkan Wolwes yakaladığı geniş alanları tempolu 3’lüsyle hızlı kat edince birde Matt Doherty’nin gününde olması ve sağ kanadı domine etmesi maçı Wolwes’e kazandırdı. Sezon başından beri topu rakibine bırakan ve oyunu enine sıkıştırıp pres tuzakları kuran Wolwes’un planı Spurs’e karşıda tuttu ve sahadan 3 puanı 3 golle alarak ayrıldılar. Matt Doherty 1 gol 1 asistle maçın yıldızı oldu. Bu arada Wolwes’un illüzyonunu anlamak için istatistik kağıdına bakmanız yeterli. 

Everton 1-1 Man Utd.

Atanını bilemem ama tutanın eğer iyi olmazsa Premier Lig’de alay konusu olacağın kesin. Maçı anlatmaya başlarken neden böyle bir giriş yaptığımı soracak olursanız bu maçın kaderini kalecilerin performansı belirledi. Maçın başında geriden oyun kurmak isterken dünyanın en pahalı stoperi Maguire topu geri pasla De Gea’ya oynadı. De Gea kısa pasla oyunu kuramayınca uzun bir pasta topu Dominic Calvert-Lewin nişanladı daha 3 dakikada Man Utd 1-0 geriye düştü. Oyundaki tempo tıpkı Spurs-Wolwes maçında olduğu gibi 5.viteste ilerledi ve Everton savunmadaki rakibi karşılama hatasından dolayı Bruno Fernandes’in düzgün vuruşu sonrasında topu ağlarında gördü. Akan oyunda toplamda 12-13 tane gol pozisyonu üreyen maçta forvetlerin formsuzluğu skor tabelasının kısır kalmasına neden oldu.  Maçın son dakikalarında önce Pickford kurtarışlarıyla ön plana çıkarken De Gea her zaman olduğu gibi kalesinde devleşti. Fakat maçın son pozisyonunda Calvert-Lewin’in şutu Maguire’nin topuklarına çarpıpı yön değiştirdi. Kalecinin görüş açısında yerde yatan Gylfi Sigurdsson ayaklarını toptan kaçırınca top Man Utd ağlarıyla buluştu. VAR’dan ofsayt gerekçesiyle iptal edilen bu gol sonrasında saha içi maç içinde bir çok kez gördüğümüz gibi elektriklendi. Maç sonunda Everton menajeri Carlo Ancelotti hakem Chris Kavanagh yaptığı itirazlar nedeniyle kırmızı kart gördü.

Watford 3-0 Liverpool

Liverpool cephesinden maçı Klopp’un ‘İlk yarı bizim için futbol adına işe yaramayan birçok şey vardı ve genel olarak yeterince pozisyon yaratamadık ve bu yenilgiye yol açtı. Ancak bu sadece bir futbol maçı ve Watford’un daha iyi bir takım olduğunu itiraf etmeliyiz ve onları tebrik etmeliyiz.’ Sözleriyle açıklayabiliriz. Haftalardır Lig Radyo’daki programlarımızda ve sabahidmani.com/adadanavrupaya programlarında söylediğim gibi Salah’ın oyun içerisinde fazla bireyselleşmesi ve düzen dışında işler yapması Liverpool’un oyununa olumsuz yansıyor. Maçın 14.dakikasında veremediği geri pas ve 19.dakikasında çektiği şut anlattığım meselenin özeti gibiydi. Klopp bu mağlubiyeti olumlu karşılarken Arsenal ve Arsene Wegner namağlup şampiyonluk unvanını Liverpool’a Watford sayesinde kaptırmadı.  Watford 2.yarıda beklerin rakip yarı alanda kalmasını ve pozisyonlarda geç hamle yapmasını çok iyi değerlendirdi. Trent-Arnold Salah’ın Robertson’da Mane’nin arkasını toplamaktan yorgun düşünce Liverpool savunması dağıldı. Gerard Deulofeu’nün üzücü sakatlığı sonrasında oyuna inanan ve daha dirençli oynayan Watford, Ismaila Sarr’ın bitiriciliğinde maçı kazandı. İlker Duralı’nın dediği gibi ‘seriler bitmek içindir.’ Liverpool’unda namağlup serisi buraya kadarmış. 

0-0 biten Newcastle-Burnley maçını izlemediğim için sizlere not düşemedim. CRY.Palace’nin Brighton galibiyeti içinse favori olan takımının kontra atak futboluyla kazandığını söyleyelim. Cenk Tosun maçın son bölümünde oyuna girdi ve süre aldığı yaklaşık 6-7 dakikalık dilimde 2 konta atak başlangıcı yaptı. Maçın son pozisyonunda Zaha’nın ağır hareket etmesi Cenk’in asistine mal oldu.  

Author
Published
3 ay önce
Categories
Genel
Comments
No Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tüp mide, mide küçültme ameliyatı
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.